AVSAR OBASI
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 20 Kasım 2018, 03:05:02
Günün Atasözü : Tay atlaşınca at dinlenir, oğul erginleşince babası dinlenir.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz




Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: AV HİKAYELERİ ve ANILARI  (Okunma Sayısı 1434 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ÜYE BILGILERI enpolat
BAŞÇAVUŞ
*

Cinsiyeti Bay
Yaş 47
Şehir Kayseri-Pınarbaşı-Kızıldere Köyü
Kayıt Tarihi 02 Eylül 2007, 12:31:56
Mesaj Sayısı 269
Kisisel Mesaj "KOÇ YİĞİDE; EMMİ, DAYI, EL GEREK"

Oba Puanı
55
İletişim
Oba Dışında Oba Dışında
« : 26 Kasım 2008, 15:05:39 »
Cevap Yaz



Logged
ÜYE BILGILERI enpolat
BAŞÇAVUŞ
*

Cinsiyeti Bay
Yaş 47
Şehir Kayseri-Pınarbaşı-Kızıldere Köyü
Kayıt Tarihi 02 Eylül 2007, 12:31:56
Mesaj Sayısı 269
Kisisel Mesaj "KOÇ YİĞİDE; EMMİ, DAYI, EL GEREK"

Oba Puanı
55
İletişim
Oba Dışında Oba Dışında
« Yanıtla #1 : 27 Kasım 2008, 14:42:18 »
Cevap Yaz

     Bundan sekiz-dokuz sene öncesi. Taşvan-keklik sezonu yeni açılmıştı. Kıskaçlı'dan Osman enişte ile tavşana gideceğiz. Hacı'da bizimle ava katılacak. Hacı bizden yaşça daha küçük. Çalıları taşlasınlar diye 10-12 yaşlarında iki yeğenide ava götüreceğiz. Yeğenlerden büyük olan Mehmet küçük olan Harun. Akşamdan eksikleri gedikleri kontrol edip çantaları hazırladık. Sezonun ilk avı boş gelmek istemiyoruz.

     Sabah erkenden yola düştük. Köyün altına doğru yürüdük. Ordan bir patikaya saptık. Yedioluğun ormanına gideceğiz. Orman Kıskaçlı ile Yedioluğun ortasında bir yerlerde. Epeyce yürüdükten sonra enişte "artık avcı kolu dağılalım" dedi. Ben sağ tarafı aldım. Yeğenlerden büyük olanı benimle birlikte geliyor. Küçük olan babası ile birlikte. Hacı ise sol tarafta avlanıyor.

     Biraz daha ilerledikten sonra Enişte "yılan var" diye seslendi. Enişteye beni beklemesini söyledim. Hemen yanlarına gittim. Bir metreden biraz daha uzun bir yılan. Mümkün oldğunca kafasında yakın bir yerden taşla vurarak yılanı öldürdüm. Cebimden çakımı çıkarıp kafasını kestim.  Kesilen yerin ortasından yılanın etinden iki parmağınla tuttum. Diğer elimle derisini tutup çekerek el tutacak kadar yer açtım. Bir elimle etini, diğer elimle derisini tutup çektim. Bu şekilde çok güzel tulum yüzülür. Kuyruğu mümkün değil yüzülmez. Oralarda bir yerde sert çekip deriyi kopardım. Azıktaki tuzdan bir miktar alıp deriyi güzelce tuzladım. Cebimdeki sigaranın alüminyum folyolu kağıdını çıkarıp güzelce sardım. Kısa günün karı çantaya güzelce yerleştiridim. Enişte yüzünde hafif bir tebessüm ne yapıyor bu gibilerinden bana manalı manalı bakıyordu.

     Tekrar avlanmaya başladık. Yedioluğun ormanıma vardığımızda saat on-onbir sıraları idi. Yedioluğun ormanına daha önce hiç gelmemiştim. Yetişkin ardıç ormanı. Bizim avlanacağımız yer ormanın uç kısımları. Uzun bir yamaç, tabanı dere. Biz uç taraftan avlanmaya başlayacağız. Burda küçük bir pınar var. Etrafı çayırlık. Enişte biraz arandıktan sonra "tavşan var, taze gübresini gördüm" dedi. Bulunduğumuz yer avlanacağımız yere göre yukarıda kalıyor. Biz çalıları, ağaçların diplerini taşlayarak yola doğru gideceğiz. Enişte yukarıda bekeyecek. Tavşan kaçarsa yukarı ona doğru gidecek.

     Yeğenler önce çalıların, ağaçların diplerine küçük taşlar atıyordu. Sonra işi oyuna vurup kucak alamayacak kadar büyük taşları yuvarlamaya başladılar. Bu şekilde epeyce yürüdük.
Kayseri-Maraş yolu görününce durduk. Havada epece ısınmıştı. Bir gölgede biraz oturup dinlendik.

     Biraz dinlendikten sonra kalktık geldiğimiz yöne doğru taş atarak yürümeye başladık. Biraz daha yüdükten sonra önümdeki büyük ardıç ağacının arkasından bir tavşan kaltı. Elimdeki 76 cm namlu boyu olan 16 kalibre özel yapım huğlu marka pozeyi doğrulttum fakat atış yapacak pozisyonu bulamadım. Tavşan hemen ağaçların arkasında kayboldu. Olsun Enişte yukarıda bekiliyor. Tavşan ona doğru gidecek. Enişte geliyor diye bağırdım. Bağırmamla birlikte bana göre yamacın aşağı tafından yürüyen Hacı iki el silah attı. "Tavşan buraya geldi, ağaçların arasından kaçtı vuramadım" dedi.

     Aynı gün ikindiye kadar aynı tavşanın peşinden ormanda gidip geldik. Akşama kadar aynı tavşanı üç sefer daha kaldırdık. Amma tavşan bizden eke çıktı. Ya silahsız yeğenlerin önünden kalktı, yada genç Hacı'nın önünden. Velhasıl tavşanı vuramadan döndük. Su içmek için ormanın altındaki dereye indik. Burdaki pınar yukarıdakinden daha büyük. Ama suyu deli soğuk. Yanımızda bardak yok. İki elimizi birleştirip avucumuzla suyu alıp içiyoruz. Su o kadar soğuk ki; avuçladığımız suyun yarısını içmeden ellerimizi donuyor, suyun kalanını geri yere döküyoruz.  Her zaman da vurmakla olumuyor. Bu av günü; benim zevk aldığım, güzel av günlerimden birisi oldu. 

                                                                                                                                                                                               Ahmet POLAT
Logged
ÜYE BILGILERI enpolat
BAŞÇAVUŞ
*

Cinsiyeti Bay
Yaş 47
Şehir Kayseri-Pınarbaşı-Kızıldere Köyü
Kayıt Tarihi 02 Eylül 2007, 12:31:56
Mesaj Sayısı 269
Kisisel Mesaj "KOÇ YİĞİDE; EMMİ, DAYI, EL GEREK"

Oba Puanı
55
İletişim
Oba Dışında Oba Dışında
« Yanıtla #2 : 02 Aralık 2008, 09:23:13 »
Cevap Yaz

     İlk defa ava gideceğim. Pınarbaşı'nda Muammer Dayımla birlikte ekipte Çevik, İsmet, Yaşar Abilerde var. Daha önce hiç ava gitmediğimden dayım benden yana tedirgin. Bir kaç sefer " Yeğenim uzun mesafe yürüyebilirsin değilmi" diye sordu. Bende o zamanlar fidan gibi gencim. Şimdiki gibi kilom yok,  Yürürüm Dayı dedim.

     Akşam Dedem İsmail KUŞ'in evinde  oturuyoruz. Mekanı cennet olsun; çok severdim dedemi. Şakacı, güler yüzlü, oturulur, sohpeti edilir, yemeği yenir türden bir insandı.  Kendiside eski avcılardandı. Tavşan keklik avını iyi bilirdi. " Oğlum ava gideceksen dayınla sakın gitme. Geçen sene bir av köpeği bulmuş. Onu ava götürdü. Akşam eve geldiklerinde köpek yorgunluktan kapının önüne ancak yattı. Bırak yemek yemeyi su veriyoruz uzanıp içmeye takati kalmamış hayvanın " dedi. Ben gençliğe güveniyorum. Yok dede yürürüm sen kaygılanma, dedim.

     Ertesi gün sabah erkenden yola çıktık. Şirvan Dağının ilerisinde yamaçta, eğri söğüt yakınlarında arabadan indik. Bizi bırakan araba geri döndü. Amansız bir yürüyüşe başladık. İlk avım olması nedeni ile heyecanlıyım. Her çalının, kayanın dibine -bana söylendiği üzere- taş atmaya gidip bakmaya gayret gösteriyorum. Bir güz günü. Hava serin. Ağaçlar yapraklarını dökmüş.

     Ha bire yürüyoruz. At kırana kadar yürüdük. Henüz tempomdan bir şey kaybetmedim. Hala taşlamaya devam ediyorum. Yürürken yürürken Şirvan dağının yanından dolaşmaya başladık. Bu arada öğlen oldu. Bir araya toplandık. Hep yemek yiyoruz, hemde günün değerlendirmesini yapıyoruz. Hiçbir şey kaldıramadık. Ben sadece dinliyorum. Yemek yerken aşağı dere tarafından keklik ötmeye başladı. Hem yemek yedik, hemde keyifle keklikleri dinledik.

     Yemekten sonra fişekleri değiştirip avcı kolu açıldık. Kekliklerin öttügü tarafa doğru ilerledik. Biz yaklaşmadan keklikler uçtu. Ekibin bir kısmı takip edelim derken bir kısmı yok yolumuz uzun devam edelim dediler. Kekliklerin peşini bırakıp yolumuza devam ettik. Yürürken Beyçayır köyü göründü. Şirvan Dağının arkasına geçiyorduk. Beyçayır köyünün üstünden dağın Pınarbaşı'na göre arka yamacından yürümeye devam ettik. Bu arada bende yorgunluk beriltileri başladı. Artık her çalının dipine taş atmıyorum. Sadece isteksiz isteksiz sesleniyorum.

     Derken önümüzde bir top meşe belirdi. Çevik meşelerin içine girdi. Meşeliğin benden tarafında İsmet var. Sonra ben ve diğerleri sırası ile diziliyiz. Çevik meşelerin içinde iken bir kuş paldır küldür kalktı. Çevik birden dönerken tüfeği takılıp elinden düştü. Tüfek düşerken takılıp ateş aldı. Tüfeğin ateşlenmesi ile birlikte meşenin içinden bir tavşan fırladı. Bulunduğum konum itibari ile tavşanı bir tek ben görebiliyorum. Namlunun ucuna aldım sürüyorum fakat arada İsmet var. Ateş edemiyorum. Taşan düze çıkınca İsmet'te gördü. Görmesi ile tüfeğini doğrulttu. Tavşanı vurdu. Böylece ilk avımda hevesim kursağımda kaldı.

     Sonra Şirvan dağının arkasından yürümeye devam ettik. Akşam oluyordu. Bu adamlar hiç yorulmazmı ? Sabahın köründen beri yürüyoruz. Artık iyice yoruldum. Hatta hamladım. Adım atmak bile eziyet olmaya başladı. Elimden geldiği kadar belli etmemeye çalışıyorum.  Şirvan dağının sırtını dönüp Pınarbaşı'nı tepeden gördüğümüzde hava kararmıştı.

     Eve geldiğimizde konuşmaya bile takatim yoktu. Dedem rahmetlinin yanına geldim. Sedire oturdum. Bırakın kıpırdamayı, oturduğum yerde mobilya gibi kaldım. Dedem halime baktı " Oğlum ben sana dayınla ava gitme demedim mi ? " dedi. Adamcağız haklı da, ne diyeyim şimdi. " Kalk bir duş al kendine gel " dedi. Ama çok fenayım, kıpıdayacak halim var mı ki  Hahahah O günden sonra çok ava gittim. Fakat bu kadar uzun yürüdüğüm bir av daha olmadı. Eğer her av böyle eziyetli ise bir daha gitmem dedim. Fakat iki gün sonra dayanamadım yine gittim.
Logged
ÜYE BILGILERI enpolat
BAŞÇAVUŞ
*

Cinsiyeti Bay
Yaş 47
Şehir Kayseri-Pınarbaşı-Kızıldere Köyü
Kayıt Tarihi 02 Eylül 2007, 12:31:56
Mesaj Sayısı 269
Kisisel Mesaj "KOÇ YİĞİDE; EMMİ, DAYI, EL GEREK"

Oba Puanı
55
İletişim
Oba Dışında Oba Dışında
« Yanıtla #3 : 06 Aralık 2008, 14:12:18 »
Cevap Yaz

     1995'i 1996'ya bağlayan kış mevsimi idi. Ramazan bayramında epeyce kar yağımıştı. Hala oğlu Ümit ile rahmetli amca oğlu Sezer öğle yakını bir araba ile geldiler. Hadi Pınarbaşına gidelim dediler. Bindik gittik. Pınarbaşında onlardan ayrıldım. Doğru dedemlere el öpmeye gittim. Ordan burdan derken vakit akşam oldu. "Bu akşam burda kal yarın gidersin deyip bırakmadılar." Tamam kalalım, yarın yola çıkarız dedim. Yatma vakti geldi. Dedemler yatalı çok olmuştu. Telefon çaldı. Nihat dayım baktı. "Tamam geliyorum" dedi. Hayırdır nereye dedim. "Çöplüğe kurt geliyor, sonra buralara kadar geliyor. Gidip bakacağız" dedi. Bende geleyim mi dedim. "Olur" dedi.

     Yusuf Emmilerin evinde toplandık. Ben, Nihat Dayım, Murat, Sezgin, Ahmet, Serdar ve adını bilmediğim bir arkadaş daha, toplam yedi kişiyiz. Eee silahlar nerde. Silahlar geldi ki ne görelim. Bir tanesi poze, geri kalan üç tanesi tek kırma. Fişek, kurt dolusu yok. Küçük saçmalar var. Neyse kurt silah sesinden korkar, gidelim bakalım.

     Pınarbaşı'nda kar diz boyu civarında. Evden çıktık. Önce meslek lisesinin ardına ordanda çöplüğe doğru yöneldik. Yusuf Emminin köpeğini de yanımıza aldık. Kurt gelirse ilk köpeğe saldırır. Derede yürüken köpek korkudan Murat'ın ayaklarına dolanıyor. Tepeye düzlüğe çıkıpta önümüz görünür olunca; kuyruğunu dikiyor, on metre önden gidiyor.

     Bu şekilde epeyce uzaklaştık. Derken bir kurt izi denk geldi. Bu hayvanın ayak izleri gayet büyük. Daha öncede görmüştüm biliyorum. Aynı boyda bir köpeğin ayak izinin nerdeyse iki katı. İz çöplüğe doğru gidiyor. Tamam dedik bulduk. İzi sürmeye başladık. Köpek kurdun izinden kokusunu alınca Murat'ın dizinin dibinden hiç ayrılmaz oldu. Bir süre sonra iz yön değiştirdi eski mezbahaya doğru döndü. O tarafa doğru gidiyor.  Biraz sonra izler ikiledi.  Tabi biz takibe devam ediyoruz.

     Biraz daha izleri takip ettik. Ekipten biri "Kurt önümüzde" dedi. Pınarbaşı sol tarafımızda kalıyor. Kurt mezbaha tarafında, önümüzde. Karın ışığında karaltısını gördük. Tam gidiş yönümüzde biraz ileride.  "İkinciside orda" dediler. Elli yüz metre kadar Pınarbaşı tarafında da diğer kurdun karaltısı gece karanlığında belli oldu. Kurtlar durmuş bekliyorlardı. Ne yalan söyleliyeyim tedirgin oldum. Kurtlar önümüzde bekiliyor olunca, toplandık. Eğer kurt dolusu fişekler olsaydı sorun yoktu ama elimizdeki fişekler küçük.

     "Pınarbaşı tarafında da kurtlar var" dedi ekipten biri.  Pınrabaşı tarafına dönünce iki kurtta o tarafta belirdi. Ekipten biri "Siz öyle zannedin onları soluna bakın iki tanede orda var" dedi. Onlarıda görünce işin tadı kaçtı. Toplanalım, hep birlikte Pınarbaşı tarafındakilerin üzerine gimeye karar verdik. Silahlarda ki fişekler küçük ama yakın mesafeden iş gürür.  Kaçmazlarsa vururuz. Kaçarlarsa, bırakıp Pınarbaşına döneceğiz. Ağır ağır üzerlerine gitmeye başladık. Adrenalin yükseldi, kalp atışları arttı, ayak seslerimizden başka ses çıkmıyor. Köpek, Murat'ın ayaklarına yapıştı. Birlikte adım atıyorlar.

     Kurtların üzerlerine gidiyoruz. Fakat onlarda hareket yok. Büyük sükunetle üzerlerine gelişimizi seyrediyorlar. Bu arada saat iki buçuğa geliyor. Gecenin karanlığında üzerlerine yaklaştıkça şekilleri daha belirginleşmeye başladı. Stres daha da arttı. Yaklaştıkça karartılar yerlerini şekillere bırakmaya başladı. Başladı. Başladı....
 
     İyice yaklaşınca gördüklerimizin karamık çalısı olduğunu gördük. Birden ne stres, ne korku, ne adrenalin hiç bir şey kalmadı. Hep birlikte bastık kahkahayı.

     İyice kendimize gelince, korkuyu falan unuttuk.  tekrar izlerin peşine düştük. İzin biri sağa doğru ayrıldı. İkincisi Mezbahaya doğru gidiyordu. Biz ikincisini takip ettik. Tepeden aşağıya indi. sol tarafa, topraklığa doğru gidiyordu. Takibe devam ettik. İz doğruca Pınarbaşı'na girişteki lokantanın altındaki köprüye, ordan da köprünün altından Pınarbaşı'na yöneldi. Bu arada saat sabahın dördü olmuştu. Daha fazla gitmedik. Biz eve döndük, kurt Pınarbaşı'nın için gitti...
Logged
ÜYE BILGILERI K o z a n o ğ l u
Yörükan-ı Tanrıdağı
OBA BEYİ
*

Cinsiyeti Bay
Yaş 25
Şehir
Kayıt Tarihi 18 Şubat 2009, 17:33:25
Mesaj Sayısı 1320
Kisisel Mesaj Ferman padişahın, dağlar bizimdir!

Oba Puanı
104
İletişim
Oba Dışında Oba Dışında
« Yanıtla #4 : 01 Nisan 2009, 18:38:41 »
Cevap Yaz

Ben avcılıktan hiç anlamıyorum ne yazıkki ama avcılık bildiğimiz kadarıyla Avşarlar'ın genel özelliklerinden.Bu nedenle avcılıktan anlayan herkesden rica ediyorum bu konuya önem verelim.Söylediğim gibi Avşarlar için av çok önemli bir konu.
Logged

Bunları Biliyor musun?
"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar." Mustafa Kemal ATATÜRK
ÜYE BILGILERI Alper ARMAĞAN
OBA BEYİ
*

Cinsiyeti Bay
Yaş 33
Şehir kayseri
Kayıt Tarihi 02 Haziran 2008, 06:48:22
Mesaj Sayısı 1357
Kisisel Mesaj 0537 566 06 60

Oba Puanı
103
İletişim
Oba Dışında Oba Dışında
« Yanıtla #5 : 09 Mayıs 2009, 17:22:16 »
Cevap Yaz

Avcılıkla fazla aram yok çünki şehir hayatından kurtulup köyde kırsalda gecirdiğim 1 gunu

yakınlarımın zıyaratıne ayırıyorum ,

en son yaklasık 2 ay önce pazarörende teyze oğlu efendi aki ile tavşan avına cıktım dürüst konuşmak

gerekırse 2 saatlık bır zaman dılkımınde eli boş döndük çünki gece idi ve avlanma yasagı vardı bizde

elimizdeki projökterlerle sadece izledik bir baska zaman geliriz diye


aslında sılahtan cok ag ve olta ile avlanmayı sevıyorum, bahcecık barajı,sarımsaklı barajı,yozgat-sivas

sarıoğlan barajı yamula barajı kızılırmak ve bircok yerde balık avlamaya gittim fazla balık yemem avlaması

daha güzel oluyor aslında evdede tatlı su palıklarım var hem avlarım hem bakarım karışık yani ama

avlanmak her konumda aynıdır ve güzeldir...
Logged

Bunları Biliyor musun?
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin ÜYE OL veya GİRİŞ YAP
ÜYE BILGILERI Kultigin
BAŞÇAVUŞ
*

Cinsiyeti Bay
Şehir İcabında
Kayıt Tarihi 03 Mayıs 2009, 21:55:30
Mesaj Sayısı 200
Oba Puanı
82
İletişim
Oba Dışında Oba Dışında
« Yanıtla #6 : 15 Mayıs 2009, 23:22:34 »
Cevap Yaz

Avcilik ve Av hikayeleri nispeten ilginctir, ama su dönemde hem gereksiz hem de sacma gibi geliyor.
Isin esasina bakilirsa, eski dönemlerde avcilik evdeki kazanin kaynamasi icin bir nevi mecburiyet, ama simdilerde evde kazan her halü karda zaten kayniyor, o yüzden bunu artik bir nevi spor olarak görmekte fayda var.
Hatta en iyisi, tüfek vs ile ava gitmekktense, foto aparatlarla ava gitmek en iyisi.
Logged

Bunları Biliyor musun?
"Ben Tanrıdağ doruğunda Türk Bilge Kaan, bu ödke oturdum"
-Evrenin Düşünde Gezgin- Osman Türkay
ÜYE BILGILERI enpolat
BAŞÇAVUŞ
*

Cinsiyeti Bay
Yaş 47
Şehir Kayseri-Pınarbaşı-Kızıldere Köyü
Kayıt Tarihi 02 Eylül 2007, 12:31:56
Mesaj Sayısı 269
Kisisel Mesaj "KOÇ YİĞİDE; EMMİ, DAYI, EL GEREK"

Oba Puanı
55
İletişim
Oba Dışında Oba Dışında
« Yanıtla #7 : 22 Ağustos 2009, 07:58:30 »
Cevap Yaz

       98~99 Senelerinden biri olmalı. Pınarbaşı'nda ekiple toplandık. Beyçayır köyünde, Avni Abiyide alıp ava gideceğiz. Avni abiyi bir tek ben tanımıyorum. Anlatılana göre kendisi eski avcılardan. Sabah erkenden toplandık, arabaya bindik Beyçayır'a doğru yola koyulduk. Doğru Avni abinin evine gittik. Yalnız daha önceden haber verilmemiş, geldiğimizde adamcağız evde yoktu. Evden öğleden sonra geleceğini öğrendik. Bizimkiler şöyle bir dolaşalım bari dediler. Köyün yukarısına doğru şöyle bir açıldık. Kışın günü; dehşetli bir ayaz var. Değdiği yeri bıçak gibi kesiyor. Bu şekilde öğleden sonrasına kadar dolaştık.

       Öğleden sonra hadi köye dönelim denildi. Köye geldiğimizde Avni abi gelmiş.  Buyur etti. Sıcak sobanın yandığı odaya girip oturduk. Avni abi ellisinin üzerinde, orta boylu, tatlı sohpeti olan hoş bir adamcağız... İçeride soba çıtır çıtır yanıyor, dışarda deli ayaz var... Laf lafı açtı, eski av anıları anlatılmaya başlandı.

       Avni abi çok eskilerden bir av anısını anlatmaya başladı. Geceden diz boyu kar yağar. Avni abi sahah kalkar, şimdiki gibi malzeme bolluğu yok, sadece dokuz tane fişeği var. Tüfeğini ve dokuz fişeğini sırtladığı gibi çeker besmeleyi ava çıkar. İkindi vaktine kadar nasibine düşen bir tavşan iki de keklik vurur. Üç tane fişeği yakar, kütüklüğünde altı fişeği kalır. Bu kadar yeter deyip yola iner. Yürüyerek evin yolunu tutar. Yolda yürürken bir araba yaklaşıp yanında durur. Arabadakiler, tavşanla keklikleri satarmısın der. Avni abi satarım der. Parada anlaşırlar tavşanla keklikleri satar. Eli boş kalınca bari köye dönerken dağdan avlanarak gideyim der. Yoldan sapar. Nasibi kapanmamış. Kalan altı fişeğin hepsiyle o gün av yapar. Anlatırken yüzünde tatlı bir mutuluk var. Gözlerinin içi gülüyor. Bu güne kadar öyle bir av günü daha nasip olmadı dedi. Dokuz fişeğim vardı, hepsiyle av yaptım.

       O gün av yapamadık ama bu tatlı adamım anlattığı hikaye beni fazlasıyla mutlu etmeye yetti.  Benim için güzel bir av günü oldu.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2005, Simple Machines

Avşar Obası'nın Tüm Hakları Avşarlara Aittir
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM


Google örümceği en son bu tarihte uğradı 10 Eylül 2018, 23:41:11 Bu Sayfa 0.083 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu