AVSAR OBASI

AVŞAR OBASI ÇADIRLARI => Hekimhan Çadırı => Konuyu başlatan: toyranlı_44 üzerinde 20 Kasım 2009, 11:16:11



Konu Başlığı: HEKİMHAN TÜRKÜLERİ
Gönderen: toyranlı_44 üzerinde 20 Kasım 2009, 11:16:11
HEKİMHAN TÜRKÜLERİ



Bir Güzel Methedem Ortadır Boyu

Bir güzel methedem ortadır boyu
Hekimhan’a bağlı Hacılar Köyü
Orta mahallede o yarin evi
Böyle bir güzelin derdi var bende

Kapısının önü çevirme bostan
Acem ipeğinden giyerdi fistan
Yar sana yazmışsam böyle bir destan
Böyle bir güzelin derdi var bende

Bir konak yaptırmış üçlü pencere
Önünden akıyor bir uzun dere
Yar sana yazmışam böyle bir destan
Böyle bir güzelin derdi var bende
(Böyle bir yavruda gözüm var benim)

Başına bağlamış siyah bir puşu
Daim bir nazı ile yapardı işi
Yeni onbeşinde değmişti yaşı
Böyle bir güzelin derdi var bende

Bir sabah yarinen derdik ekini (n)
Taramış zülfünü dökülmüş kekili (n)
Yar seni sarmaya kimdir vekili (n)
Böyle bir soruya güldü bu güzel

Beni deli eden kaş ile gözdür
At kolun boynuma göğsümde gezdir
Ali’m hastalanmış bir muska yazdır
Yüzümü yüzüme sürdü bu güzel

Aşık Ali Aslan
 

 

Çıktım Dağların Başına

Çıktım dağların başına kan dizleyi dizleyi
Yaralarım göz göz oldu yari gözleyi gözleyi
Su yolunda kalaylı bakraç kolunda
Kurban olam pınar sana

Gözüm kaldı yar yolunda
Su geliyor bağımıza dolanarak dolanarak
Ben de insan değil miyim
Yar geliyor salınarak

Kemal Keskin
 



Delisiyim (Bir Sadık Yar)

Bir sadık yar gördüm dalgam taşırdı
Kınaman gaziler dem delisiyim
Alıp aklım beni derde düşürdü
Aktı didem yaşı nem delisiyim

Sevdaya düşürdüm sevdasız seri
Beni Mecnun etti hubların biri
Hakikatta dört kapının haberi
Dediler lem Ali zem delisiyim

Sensin var eyleyip veren nasibim
Yürekte yaraya merhem talibim
Medet mürvet güneş yüzlü habibim
Seni görmeyeli gam delisiyim

Nazar eyle şu bülbülün ötüşün
Kahpe felek niçe yıkmış örüşün
Eğer sorarsanız benzim sarışın
Mihrican dokunmuş sam delisiyim

Gel Esiri bi-bakayı yaptırma
Bu fena dünyaya gönül kaptırma
Doğru yürü Hak ırakı saptırma
Yürektedir yaram em delisiyim

Aşık Esiri
 

 

 

 

Dostum (Seni Reftarına)

Seni reftarına intizar iken
Yad ellere karşı salınma dostum
On sekiz bin alem aşikar iken
Gizleyip sırrını bilinme dostum

Beni çektin gami hicran dağına
Gönül arzu çeker yeğli yeğine
Rast geldim güzellerin çağına
Oyunbazsın desem alınma dostum

Kul edip özünü pazarda sattın
Necef deryasına Zülfikar kattın
Ezelden benimle ahd aman ettin
Olur olmaz yerde bulunma dostum

Kan ederim kalbi rakip bakarsa
Acepleme fırak beni yakarsa
Mürg ü hasret sineme el takarsa
Güç olur sensiz ben olunma dostum

Esiri'yi çaker etsen kapında
Arzum kaldı dergahında tapunda
Noksan yoktur hiç yaptığın yapında
Aşkile malamat gülünme dostum

Aşık Esiri
 

 

 

Feleğin Ettiği İşi Duydun Mu

Feleğin ettiği işi duydun mu
Yari bana düşman etti kaç gündür
Ah o gene ne eşitti söylemez bana
Elleri koynunda duruyor kaç gündür

Amon amon ölürüm
Oğul sen dur ki gene de ben ölürüm

Alvar'a da deli gönül Alvar’a
Ben yalvarmam ağalara beylere
Ah başım alıp gideyim diyorum dağlara
Soyha dağlar yol vermiyor kaç gündür

Amon amon ölürüm
Oğul sen dur ki gene de ben ölürüm

Sabahat Akkiraz
 

 

 



Gel Hele (Seher Yeli Selam Söyle)

Seher yeli selam söyle yarime
Gel hele de gülüm gel hele
Beni kula kul eyledi bu sene
Gel hele de gülüm gel hele

Değme kuşlar konmaz iken dalıma
Gel hele de gülüm gel hele
Gurbet eli yol eyledik bu sene
Gel hele de gülüm gel hele

Hasretin acısı bağrımı deler
Gel hele de gülüm gel hele
Nedendir ki ben ağlarım el güler
Gel hele de gülüm gel hele

Ne bir mektup gelir ne haber salar
Gel hele de gülüm gel hele
Postaneyi yol eyledik bu sene
Gel hele de gülüm gel hele

Aşığın sinesi benzer sazına
Gel hele de gülüm gel hele
Geceleri uyku girmez gözüme
Gel hele de gülüm gel hele

Takatim yok sular indi dizime
Gel hele de gülüm gel hele
Hastaneyi yol eyledik bu sene
Gel hele de gülüm gel hele

Behlül Alkan
 

 

 

Güzel Hekimhan

İnişli yokuşlu Keklicek yolu
Gözleri sürmeli kızları dolu
Gözümde kalmadı dünyanın malı
Canımsın gülümsün
Güzel Hekimhan

Hasançelebi’de indim trenden
Susamıştım bir su içtim çeşmeden
Hekimhan gözükmez yüksek tepeden
Canımsın gülümsün
Güzel Hekimhan

Alaaddin Mutlu
 

 

Havar Havar Canım Havar

Havar havar canım havar
Zülüfler ak gerdanı döver
Bir can bir canı severse
Altı aylık yolda ne var

Pınarına taş olaydım
Yüzüğüne kaş olaydım
Vefasız nazlı yarime
Bir gecelik eş olaydım

Pınarının taşı yeşil
İçinde pullar kaynaşır
Topla güzel zülüflerin
Gece boynuma dolaşır

Kemal Keskin
 

 

 

Kalktım Baktım Yol Düzüne

Kalktım baktım yol düzüne
Doyamadım yar yüzüne
Çocukların sebep oldu
İnanmadın dost sözüne

Aman kardaş nazlı kardaş
Yaralarım azdı kardaş
Ben söyleyip yazdım kardaş

Dağ başına çadır kurdum
Esen yelden hile duydum
Kardaşım gurbette ölmüş
Haberini yeni duydum

Felek sana dert yanarım
Gurbette kardaş ararım
Uzun sözün kısası bu
Bu dünyada çok yanarım

Baş kardaştık üçü kaldı
Felek pençesini çaldı
Ben feleğe ne diyeyim
Nazlı kardaşımı aldı

Dağ başında kara taş
Anam mı çağırdı kardaş
Gel gel dedim, sen gelmedin
Hasret kaldım sana kardaş

Hekimhanlı Pervane
 

 

 

Olur Diye (Şenlenmez Bu Dünya)

Şenlenmez bu dünya, harabat imiş
Derdi bir değil ki, beş on kat imiş
Hakka teslim oldu, emanet imiş
Heveslendik bize mal olur diye

Firkat geldi yaşın yaşın ağladım
Bu dert ile ciğerimi dağladım
Mendil ile ellerini bağladım
Yollar çiçeğini, çil olur diye

Akıl da kalmadı mihnetten, serde
Can mı dayanır ki böylesi derde
Yeni yayla tuttum, kondurdum yurda
Karışır komşuya, el olur diye

Kahpe felek bakmaz oldu yüzüme
Yaslıyım komşular bakman sözüme
Ağladıkça mendil tuttum gözüme
Akar gözüm yaşı, sel olur diye

Dertliler de türlü ateşe yanarlar
Başa gelmeyince kolay sanarlar
Ağlama pervane seni kınarlar
Yitirir aklını deli olur diye

Hekimhanlı Pervane
 

 

 



Sarı Turnam Sinen Parelendi Mi

Fırgatlı fırgatlı ne inilersin
Sarı turnam sinen parelendi mi
Niçin el değmeden sen inilersin
Sarı turnam sinen parelendi mi

Sazım sana yad düzen mi düzdüler
Tellerini haddeden mi süzdüler
Yad el değip perdelerin bozdular
Sarı turnam sinen parelendi mi

Sana kelam söyler davudi diller
Şu senin sedana maildir eller
Göğsüne takayım alışkın teller
Sarı turnam sinen parelendi mi

Beş perdeden çalınıyor bağlama
Esip fırgatınan sinem dağlama
Bulam ustasını canan ağlama
Sarı turnam sinen parelendi mi

Niçin yas tutarsın giydin karalar
Ahiret derdine nedir çareler
Esiri der nedir derde çareler
Sarı turnam sinen parelendi mi

Aşık Esiri
 

 

 

Sohu Dibinde Kuzu

Sohu dibinde kuzu
Burum burum boynuzu
Zengine vermen kızı
Dengine verin kızı

Yılana bak yılana
Yılan Dağı dolana
Ben yarimi kaybettim
Bin altın var bulana

Acı kahve pişti mi
Pişipte yar içti mi
Gurban olam Arguvan
O yar burdan geçti mi

Kemal Keskin
 

 

 

Trenin Yolları Demir Değil Mi

Trenin yolları demir değil mi
Treni yürüten kömür değil mi
Hekimhan’a gitmek ömür değil mi
Onun için arz eyleyim sılayı

Malatya’dan her gün tren vızılar
Hasta düştüm ciğerim sızılar
Hekimhan’da kaldı körpe kuzular
Onun için arz eylerim sılayı

Kemal Keskin
 

 

Vah Beni

Yalvardım Mevla'ya geçmedi dilek
Aldı zapteyledi bu dert vah beni
Erenler de merdan yayın açmadı
Kabdan kaba soktu bu dert vah beni

Yalvardım Mevla'ya olmadı çare
Yanıyor yüreğim kaynaşır yara
Ezelden yazılmış kanunu tura
Bölük bölük böldü bu dert vah beni

Kerbela'ya yolladım bir yavru emlik
Eylen dedim eylenmedi bir demlik
Dedim mahbup ne gördün benden kemlik
Dedi kurban için ister hah beni

Esiri gel dinle emri hüdayı
Küş eyle gel Kerbela'yı nidayı
Sene seksen yedi Muharrem ayı
Bu hizmete layık gördü Hak beni

Aşık Esiri
 

 

 

Yıkılaydı Malatya'nın Yolları

Yıkılaydı Malatya' nın yolları
Kırılaydı Hikmet Bey' in kolları
Hastalıktan sararmış da elleri
Benim ağam muratsızdır neyleyim

Yazıhan' a yardım makinam kaldı
Makinamın yüzüne sepkenler yağdı
Anamınan beni içine aldı
Benim ağam muratsızdır neyleyim

Kırata vurdum da gümüş belleme
Aman doktor sol böğrüme elleme
Mümkünü yok ise zahmet eyleme
Benim ağam muratsızdır neyleyim

Anam gitsin yaylasını yaylasın
Küleğinin sütü kaymak bağlasın
Anamın oğlu var beni neylesin
Benim ağam muratsızdır neyleyim

Hekimhan'la Malatya'nın arası
Yok mu arkadaşlar derdin çaresi
Çaresiz dertlere düştüm böylesi
Benim ağam muratsızdır neyleyim

Ali'yi saldım ki doktor getire
Şarap içti ben gelmedim hatıra
Babam yok ki bedelimi yatıra
Anam yok ki başucumda otura
Benim ağam muratsızdır neyleyim

Mehmet Soyer
 

 

Yoncalığın Cılğa Yolu

Yoncalığın cılğa yolu
Gide gide kavuşuyor
Ömer’i vuran jandarma
İlvanınan savuşuyor bacın öle

Öle gardaş bacın öle
Ölmeyede ne gün göre
Öle gardaşın bacısı
Çıkmaz yürekten acısı

Yoncalığa dikmiş söğüt
Almamış Ata’dan öğüt
Ankara’da Kemal Paşa
Var mı Ömer gibi yiğit bacın öle

Öle gardaş bacın öle
Ölmeyede ne gün göre
Öle gardaşın bacısı
Çıkmaz yürekten acısı

Ergen emmim oğlu ergen
Yoncalığa olmuş sergen
Bunun hiç kimsesi yok mu
Üzerine örte yorgan bacın öle

Öle gardaş bacın öle
Ölmeyede ne gün göre
Öle gardaşın bacısı
Çıkmaz yürekten acısı

Kemal Keskin
 

KAYNAK :http://www.hekimhan.com/hekimhanturkuleri.htm

saygı ve sevgilerimle...


Konu Başlığı: HEKİMHAN TÜRKÜLERİ
Gönderen: toyranlı_44 üzerinde 19 Şubat 2010, 09:25:05
Çıkdım Dağların Başına


Çıkdım Dağların Başına
Garı Dizleyi Dizleyi
Yaralarım Göz Göz Olmuş
Yâri Gözleyi Gözleyi

Su Yolunda Su Yolunda
Galaylı Bakraç Kolunda
Gurban Olam Pınar Sana
Gözüm Galdı Yâr Yolunda

Su Geliyor Bağımıza
Dolanarak Dolanarak
Ben De İnsan Değil Miyim
Yâr Geliyor Salınarak


Malatya/Hekimhan-Kemal Keskin-TRT


Konu Başlığı: HEKİMHAN TÜRKÜLERİ
Gönderen: kileler üzerinde 22 Şubat 2010, 03:46:42
Öncelikle değerli hemşehrim toyranlı'ya teşekkür ederim..

Bende Hekimhan'lı Esiriden iki dörtlük sunmak istiyorum.



Batıl dava kılmam birdir pazarım
Anın için böyle sermest gezerim
Üç huruftan dört kitabı yazarım
Okudum defteri divana geldim


-----

Gel ESİRİ oku dercet bu dersi
İsm-i azam budur ayet-i kürsi
Ne süryani ne Arabi ne Farsi
Aşka düşüp Türki Lisana geldim.




Aşk-ı Muhabbetle..


Konu Başlığı: HEKİMHAN TÜRKÜLERİ
Gönderen: kileler üzerinde 23 Mart 2010, 21:20:32
Öncelikle tüm Avşarlara saygı ve sevgilerimi sunuyorum ..

Değerli erenler ve alp erenler..

Bu ülkeyi Türkiye yapan canlar...


Hepinizi gözlerinizden öpüyorum..


Kocaların ellerinden  öpüyorum.. Kıblemiz olan Avşar Kadınları önünde saygı ile eğiliyorum..Dünyada Avşar kadınından güzel bir kadın olmadığını ilan ediyorum..


Evet,,


Eski bir halk deyişinde olduğu gibi...

"soyumla ve sopumla övünüyorum"

Çünkü ben hiç kimsenin soyunu aşağılamadım (!)


Avşarım..


Avşarlığımla övünç duyuyorum..

Ve..

Duymayada devam edeceğim..

Zira bizler..

Bu ülkede Türk dili aşağılanırken..

Tüm dünyaya ferman eyledik..


"Bundan böyle,kitapta,bargahta ve dergahta Türkçe konuşulacaktır.."


Karamanoğlu Mehmet Bey...
 


Konu Başlığı: HEKİMHAN TÜRKÜLERİ
Gönderen: Adnan Menderes üzerinde 24 Mart 2010, 20:23:11
Sevgili Kileler,

Düşüncelerine katılmamak mümkün mü? Türk'üz, Türklüğümüzle övünç duyuyoruz. Irkçı olduğumuz için değil, masum ve mazlum bir millet olduğumuz için. Emperyalist olmadığımız, tarih boyunca hep Hakk'ın, doğrunun yanında olduğumuz için. Ne demişti saygıdeğer büyüğümüz "Avşarlığımız, Türklüğümüze hüccettir".

Yeri gelmişken Hekimhan Türküleri ile ilgili dikkatimi çeken bir konuya değineyim. Yoncalığın Cılğa Yolu (bizim orda "şu tepenin cılga yolu" diye geçer), Sohu Dibinde Kuzu (yılana bak yılana türküsü) ve Çıktım Dağların Başına (ilk dörtlük bizim yörede çok iyi bilinen Kozanoğlu'na yakılan ağıdın bir dörtlüğüdür, diğerlerini duymadım), bizim yörede Avşar ağıtları olarak bilinir ve kimi derlemecilerin eserlerinde bu ağıtların metinleri yayınlanmıştır. Bu da Kayseri Avşarları ile Malatya Avşarları arasındaki bağın bir delili olsa gerek.


Konu Başlığı: HEKİMHAN TÜRKÜLERİ
Gönderen: kileler üzerinde 08 Haziran 2010, 21:22:04
Sevgili Avşarlar


Malatya/Hekimhan-Hasançelebi'li olan Molla Mustafa (Kul Mustafa) nın bir şiirini szlerle paylaşmak istedim.



Sultan Sahnevi'den tutun katarı
Yanılman yolları izi turnalar
İsfahan'da yükü ceylana yıkın
Kabul ederseniz sözü turnalar


Aşık Garip gibi çalın oynaşın
Kılın karşın ikindisin öğlesin
Üssüz koman Erzurum'un yaylasın
Meleşir koyunu,kuzusu turnalar


Erzurum'un suyun içinde kanın
Bir dert ehli bulun derdinizi yanın
İlıcahan'dan Erzincan'a dolanın
Ötüşür ördeği kazı turnalar


Erzincan ovası engindir zira
Tuğcan boğazı'ndan size yol vere
Çiçekdağ'dan çıkın Sultan Meleğe
Yücedir yazı geç gelir turnalar


Kemah'taki Sultan Melek sağına
Fırat vermez Şehsuvar'ın beyine
Divriği'nin bahçesine bağına
Alışık çalarlar sazı turnalar


Selamı sabahı kestirmedinmi
Nice aşıkları küstürmedinmi
Onlar Pir Sultan'ı astırmadımı
Uğraman kanlı Sivas'a turnalar


Tecer Deliktaş'tan yüksek zorlanın
İnin Turnaçayırı'nda eğlenin
Darende'den Malatya'ya dolanın
İsmi Abdulvahap Gazi turnalar


Turnalar bulmadı derdin ilacı
Kayıp erenler olsun duacı
Ali Seydi,Şah İbrahim,Kara Hacı
Eşiğine yüzün sürün turnalar


Derme Suyu derler kaynar çoşar da
Yazılı elmalar biter o şarda
Muhammed'in sancaktarı Muşar'da
İsmi Abdulvahap Gazi turnalar


Murat kenarına yükünüz yıkın
Tövbekar babından zülfünüz bükün
Şeyh Ahmet Dede'ye bir minnet çekin
Geçer Yaradan'a sözü turnalar


Harput'ta Gölcük'te eğlen bir fasıl
Çüngüş teknesinde bulunur asıl
Ergani,Diyarbakır hem Mardin,Musul
Çok durur lezzeti tuzu turnalar


Kerkük'ten Geylan'a yükünüz gide
Yardımcınız ola ol bari Hüda
Musa'yı Kazım'ınan Bağdat'ta
Sürün bizim için yüzü turnalar


Turnam pervaz vurup kalkıp uçunca
Bağdat ellerine müşkül saçınca
Hille'den Hare'den Şad'ı geçince
Sürün imamlara yüzü turnalar


Emanet eyledik gidin Akka'ya
Şam'dan Beytullah'a varın tekkeye
Muradımız Medine'ye Mekke'ye
Ziyaret toprağı tozu turnalar


Dolanıp çevrinip gidiniz hemen
Muhammed Bakır'a olunuz mihman
Arafat şehrinde Halilül Rahman
Yandırır ateşi közü turnalar


Şah Necef'ten Kerbela'ya yolu var
Öter bülbülleri dertli dili var
Hikmetine akıl ermez Ali var
Ün ile bulasın yüzü turnalar


Mekke'den yükünüz Mısır'a yıkın
Ayrılman katarı katara takın
Urum elinde Bekdaş'ı Veli'ye çıkın
Cümle serçeşmenin gözü turnalar


Serin olur derler Urumovası
Yayılır Türkmetin atı devesi
Otlu sulu derler Çorumovası
Dünyanın lezzeti tuzu turnalar


Turhal'dan Kozova engine iner
Yıdız'ın başında bir duman döner
Tokat'tan Akdağ'a Türkmenler konar
Oynaşır gelini kızı turnalar


İstanbul'un caddesini yitirmen
Gönüllerde yad avcılar götürmen
Karaca'da mekan tutup oturman
Yırtılmış astarı bezi turnalar


Kul Mustafa İstanbul'a varmalı
Yed-ocağa bir belgüzar sunmalı
Sulatn Murat'tan bir ferman almalı
Kimse incitmeye sizi turnalar..

Tarihi ve sosyal önemi olan bu şiiri dostların ilgisine sunmaktayım..


Saygı ve sevgiyle...


Konu Başlığı: HEKİMHAN TÜRKÜLERİ
Gönderen: KANEGI üzerinde 13 Haziran 2018, 05:36:59
Bu çok iyi bir fikir.