Sohbet Odası

Dadaloğlu Derki;

Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Meğer dünya her tarafta bir imiş
Ben dünyayı Al'Osman'ın sanırdım
Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş

İrili ufaklı insan piç oldu
Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
Altı Arap atı şahbaz niç'oldu
Mamur sandım yalan dünya çürümüş

Okuduğun tutmaz oldu alimler
Kalktı da adalet aitti zulümler
Terlemeden mal kazanan zalimler
Can verirken soluması zor imiş

Kulak verdim dört köşeyi dinledim
Meğer gıybetimi eden çoğ imiş
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş

Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
Benim sözümü dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılan piç evlat
O da dünyada ziyankar imiş.
Dadaloğlu

Avşar'ın Göçü

Avşarlar'ın sürgünü için padişahtan ferman gelmiştir. Artık göç için yol görünmüş, Avşar'a gitmek düşmüştür. Bu arada Dadaloğlu eski günleri anar, yurtları birer birer sayar. Ala karlı mor sümbüllü yaylalardan yoksun kalmak ozana güç gelir.

On bir kişi Horasan'dan çıkanda
Ak sayaya yeşil düğme dikende
Çıkıp yücelerden engin bakanda
Yol alıp gidiyor göçü Avşar'ın

Avşar'ın uşağı şöhretli gezer
Gördüğü düşmanın bağrını ezer
On beş, yirmi atlı bir ordu bozar
Yenilmez kuvveti, gücü Avşar'ın

Çıkılı, Çakmaklı, Kütüklü yurdu
İndi Kığılı'ya çok safa sürdü
Hüsmen Ovası'ndan haberler geldi
Acıya uğramış ucu Avşar'ın

Bitmesin ekini, selvi, söğütü
Sait Battal hiç içinde yoğudu
Fino fesli, dal püsküllü yiğidi
On kişiye yamaç üçü Avşar'ın

Coşkun sular gibi dolanıyorduk
Ne duruluyok, ne bulanıyorduk
Firkatten firkate ulanıyorduk
Sankim neydi bunda suçu Avşar'ın

Taşlar Dadaloğlu'm bağrını taşlar
Gözümüzden akar kan ile yaşlar
Bize yol görüktü kavım-kardaşlar
Kalmaz yanımızda öcü Avşar'ın

Dadaloğlu