Sohbet Odası

Dadaloğlu Derki;

Gönülden gönüle yol gider derler
Onu sürmeğe bir hoşça can gerek
Doğru söyle yiğit işin doğrusun
Hiylebaz olamaz yiğit bön gerek

Buna kılıç derler aralar açar
Püskürür meydana al kanlar saçar
Bazı kötüler de öğünür geçer
Yiğit batman döğer gözde hor gerek

Yüksek kayalarda şahinler olmaz
Kısırdır katırlar kulun kunnamaz
Bazı hocalarda çalgı dinlemez
'Nedir kuru ağaç bize din gerek'

Dadaloğlu der ki belim bükülür
Gözümün gevheri yere dökülür
Yalnız taştan duvar olmaz yıkılır
Koç yiğide emmi dayı il gerek
Dadaloğlu

Avşar'ın Göçü

Avşarlar'ın sürgünü için padişahtan ferman gelmiştir. Artık göç için yol görünmüş, Avşar'a gitmek düşmüştür. Bu arada Dadaloğlu eski günleri anar, yurtları birer birer sayar. Ala karlı mor sümbüllü yaylalardan yoksun kalmak ozana güç gelir.

On bir kişi Horasan'dan çıkanda
Ak sayaya yeşil düğme dikende
Çıkıp yücelerden engin bakanda
Yol alıp gidiyor göçü Avşar'ın

Avşar'ın uşağı şöhretli gezer
Gördüğü düşmanın bağrını ezer
On beş, yirmi atlı bir ordu bozar
Yenilmez kuvveti, gücü Avşar'ın

Çıkılı, Çakmaklı, Kütüklü yurdu
İndi Kığılı'ya çok safa sürdü
Hüsmen Ovası'ndan haberler geldi
Acıya uğramış ucu Avşar'ın

Bitmesin ekini, selvi, söğütü
Sait Battal hiç içinde yoğudu
Fino fesli, dal püsküllü yiğidi
On kişiye yamaç üçü Avşar'ın

Coşkun sular gibi dolanıyorduk
Ne duruluyok, ne bulanıyorduk
Firkatten firkate ulanıyorduk
Sankim neydi bunda suçu Avşar'ın

Taşlar Dadaloğlu'm bağrını taşlar
Gözümüzden akar kan ile yaşlar
Bize yol görüktü kavım-kardaşlar
Kalmaz yanımızda öcü Avşar'ın

Dadaloğlu