Sohbet Odası

Dadaloğlu Derki;

Yürü yiğit yürü yol ilen yürü
Ağustosta erir dağların karı
Gayet güzel olsa yiğidin yârı
O yiğit yanına nazınan gelir

Yürü yiğit yürü yolundan kalma
Her yüze güleni dost olur sanma
Ölümden korkup da sen geri durma
Yiğidin alnına yazılan gelir

Sana derim sana ey kınalı taş
Çözümden akıttım kanlar ile yaş
Göllerde oynayan iki yeşil baş
Göllerin safası kazınan gelir

Misis köprüsünde kollarım bağlı
Ayrılık elinden ciğerim dağlı
Göksun'a varınca Bayazıtoğlu
Sana gelen beyler sözinen gelir

Dadaloğlu'm der kollarım bazılı
Atım gök kır attır yanım tazılı
Gelir koyunları yanı kuzulu
Karışmış sağmalı yozunan gelir
Dadaloğlu

Kozanoğlu Yusuf Ağa

Fırka-i Islahiye Kozan'a geldiği zaman Şarki Kozan'ın (Yani Doğu Kozan. Uzun Yayla, Pınarbaşı, Sarız, Haçın ve Feke yöresi) derebeyi Kozanoğlu Yusuf Ağa'dır. Fırka'nın komutanı Derviş Paşa, halkı isyana teşvik eden aşiret beyleriyle pazarlık yapmak zorunda kalır. Bunlardan biri de Yusuf Ağa'dır.

Yusuf Ağa ile Derviş Paşa'nın anlaşması şöyle olur: Yusuf Ağa, 2500 kuruş aylıkla Maraş'ta ikamete razı olur. Sonra da bundan vaz geçer, Sıvas'ta ikamet etmek ister. On üç yaşındaki oğlu Ali Bey'in de Mekteb-i Harbiye'de okutulmasını şart koşar. Paşalar bunu da kabul ederler. Lakin Yusuf Ağa yine de birkaç kez isyan eder. Sonunda bir gece hapis olduğu çadırdan kaçarken vurularak yakalanır. Yaralı yaralı idam edilir. Dadaloğlu'nun bu olay üzerine iki şiirini veriyoruz.

YUSUF PAŞA
Aşağıdan Yusuf Paşa'm geliyor
Düşmanına karşı koyan mert olur
Şahin kocasa da vermez avını
Aslı kurt yavrusu, yine kurt olur

Arap atlar yağma oldu arada
Fitiller işliyor azgın yarada
Bana derler ne gezersin burada
Ölenece yüreğimde dert olur

Küheylânım yedim yedim yederler
Olanca malımı talan ederler
Heves güves yaptırdığım odalar
Korkarım ki düşman konar yurt olur

Dadaloğlu der ki göründü dağlar
Aşiret kavgasın görenler ağlar
Öldüğüme asla gam yemem beyler
Zalim düşman üstümüze mert olur
Dadaloğlu

KOZANOĞLU

N'olaydı da Kozanoğlu'm n'olaydı
Sen ölmeden bana ecel geleydi
Bir çıkımlık canımı da alaydı
Böyle rüsvay olmasaydık cihanda

Neyledik de Hakk'a büyük söyledik
Ne akılla kahpeleri dinledik
Cahil idik n'ettiğimiz bilmedik
Aciz çıktı bak adımız her yanda

Beyim gelir arkasında bin atlı
Cümlesi de sanki kuştur, kanatlı
Ölürsek derdimiz olur bin katlı
Yâr yetimi kalır mıydık meydanda

Derviş Paşa gayri kına yakınsın
Böbür böbür dört bir yana bakınsın
Emme bizden gece gündüz sakınsın
Öç alırız ilk fırsatı bulanda

Dadaloğlu söyler size adını
Şimdiden yok bilsin hasım kendini
Bağlasalar parçalarım bendimi
Yatacağım bilsem bile zindanda

Dadaloğlu