Düşünerek, duyarak söyleyen Dadaloğlu pek çok şiirinde Avşar'ı Avşar'ın eski günlerdeki yiğitliğini dile getirir:
DadaloÄŸlu'm der de, doÄŸruyu sever
Her zaman koyağa mazımı yağar
Adamın aslanı Avşar'dan doğar
Gene yapar al çarpılı evleri
bir baÅŸka ÅŸiirinde de;
Der Dadal'ım der de davı bu davı
Gökte gövel turnam şahinin avı
Ne kadar methetsem Avşar'ın beyi
Yalman mızraklı eldir bu bize
Görüldüğü gibi ozan Avşar'ın bir parçası gibi konuşmakta, onları kendinden saymaktadır. Onun için diyoruz ki, Dadaloğlu Türkmenlerin Avşar boyundandır.
Dadaloğlu kimi yazarların iddialarının tersine belirli bir yere kapılanıp kalmamıştır.
Derler ki, Kozanoğlu, Dadaloğlu'nun Avşarlar'ı şiirlerinde övmesinden, onların yiğitliklerinden bahsetmesinden alınır. Bir gün ozanı huzuruna çağırıp onu bir hayli paylar. "Dadaloğlu bir daha şiirlerinde, türkülerinde Avşar'dan söz etmeyeceksin. Bu hususta bana söz vermelisin", der.
Dadaloğlu'da söz verir: "Bir daha şiirlerimde Avşar'ı katarsam avradım boş olsun", diye karşılık verir.
Aslında Kozanoğlu'nun kendisi de Avşar yeğenidir. Günler gelir geçer. Dadaloğlu dayanamaz. Avşarsız edemez. Bir gün eline sazı aldığı gibi:
Kaktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
diye şiirini söylemeye başlar.
Meğer Kozanoğlu'nun casusu varmış. Durumu derhal kendine bildirir. Yeniden hiddetlenen Kozanoğlu; "Dadaloğlu hani şiirine Avşar'ı katmayacaktın? Avrat boşamıştın?" der. Dadaloğlu cevap verir: "Efemdim, Safiye'mden vazgeçerim, kafiyemden vaz geçmem" Bunun üzerine Kozanoğlu onu zindana attırır. Dadaloğlu'nun karısının adı Safiye imiş.
Dadaloğlu, Güney'deki Türkmen oymaklarının hepsi tarafından sevilmiş, sayılmış bir ozandır. Çünkü Türk geleneğinde halk ozanlarına karşı eskiden beri büyük sevgi vardır. Yaylada, obada nerede olursa olsun Dadaloğlu sazını omuzladığı gibi hangi çadıra varırsa varsın, hangi beyin huzuruna çıkarsa çıksın daima baş tacı edilmiştir.














